وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلۡبُرُوجِ
İçinde burçları bulunan göğe and olsun85. sure
البروج
Burûc · Mekkî · 22 ayet
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Mealler anlamı aktarır. Kur'an yalnızca Arapça metindir.
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلۡبُرُوجِ
İçinde burçları bulunan göğe and olsunوَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡمَوۡعُودِ
Söz verilen kıyamet gününe and olsunوَشَاهِدٖ وَمَشۡهُودٖ
Şahitlik edene ve edilene and olsun ki, insanlar öldükten sonra diriltileceklerdirقُتِلَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡأُخۡدُودِ
Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuşturٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلۡوَقُودِ
Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuşturإِذۡ هُمۡ عَلَيۡهَا قُعُودٞ
Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuşturوَهُمۡ عَلَىٰ مَا يَفۡعَلُونَ بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ شُهُودٞ
Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuşturوَمَا نَقَمُواْ مِنۡهُمۡ إِلَّآ أَن يُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَمِيدِ
Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddirٱلَّذِي لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ شَهِيدٌ
Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddirإِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُواْ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ ثُمَّ لَمۡ يَتُوبُواْ فَلَهُمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمۡ عَذَابُ ٱلۡحَرِيقِ
Ama inanmış erkek ve kadınlara işkence ederek onları dinlerinden çevirmeğe uğraşanlar, eğer tevbe etmezlerse, onlara cehennem azabı vardır. Yakıcı azap da onlaradırإِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَٰتِ لَهُمۡ جَنَّـٰتٞ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۚ ذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡكَبِيرُ
Şüphesiz inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, içlerinden ırmaklar akan cennetler vardır. Bu, büyük kurtuluşturإِنَّ بَطۡشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ
Doğrusu Rabbinin yakalaması amansızdırإِنَّهُۥ هُوَ يُبۡدِئُ وَيُعِيدُ
Önce yaratıp sonra bunu tekrar eden O'durوَهُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلۡوَدُودُ
Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'durذُو ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡمَجِيدُ
Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'durفَعَّالٞ لِّمَا يُرِيدُ
Her dilediğini mutlaka yapandırهَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلۡجُنُودِ
Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi miفِرۡعَوۡنَ وَثَمُودَ
Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi miبَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِي تَكۡذِيبٖ
Doğrusu inkar edenler, hep yalanlayagelmişlerdirوَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطُۢ
Oysa Allah onları ardlarından çevirmiştirبَلۡ هُوَ قُرۡءَانٞ مَّجِيدٞ
Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dırفِي لَوۡحٖ مَّحۡفُوظِۭ
Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dırArapça metin kaynağı:The Noble Qur'an Encyclopedia — Osmanî hat metni
Bu bilgiler verinin nereden geldiğini açıklar; metnin doğruluğu hakkında bir hüküm değildir.