İçeriğe geç
Lutufi

74. sure

Al-Muddaththir

المدثر

Müddessir · Mekkî · 56 ayet

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Mealler anlamı aktarır. Kur'an yalnızca Arapça metindir.

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡمُدَّثِّرُ

Ey örtüye bürünen
Meal: Diyanet İşleri

قُمۡ فَأَنذِرۡ

Kalk da uyar
Meal: Diyanet İşleri

وَرَبَّكَ فَكَبِّرۡ

Rabbini yücelt
Meal: Diyanet İşleri

وَثِيَابَكَ فَطَهِّرۡ

Giydiklerini temiz tut
Meal: Diyanet İşleri

وَٱلرُّجۡزَ فَٱهۡجُرۡ

Kötü şeyleri terke devam et
Meal: Diyanet İşleri

وَلَا تَمۡنُن تَسۡتَكۡثِرُ

Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma
Meal: Diyanet İşleri

وَلِرَبِّكَ فَٱصۡبِرۡ

Rabbin için sabret
Meal: Diyanet İşleri

فَإِذَا نُقِرَ فِي ٱلنَّاقُورِ

Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür
Meal: Diyanet İşleri

فَذَٰلِكَ يَوۡمَئِذٖ يَوۡمٌ عَسِيرٌ

Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür
Meal: Diyanet İşleri

عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ غَيۡرُ يَسِيرٖ

Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür
Meal: Diyanet İşleri

ذَرۡنِي وَمَنۡ خَلَقۡتُ وَحِيدٗا

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak
Meal: Diyanet İşleri

وَجَعَلۡتُ لَهُۥ مَالٗا مَّمۡدُودٗا

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak
Meal: Diyanet İşleri

وَبَنِينَ شُهُودٗا

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak
Meal: Diyanet İşleri

وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمۡهِيدٗا

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak
Meal: Diyanet İşleri

ثُمَّ يَطۡمَعُ أَنۡ أَزِيدَ

Bir de verdiğim nimetten artırmamı umar
Meal: Diyanet İşleri

كَلَّآۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِأٓيَٰتِنَا عَنِيدٗا

Hayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır
Meal: Diyanet İşleri

سَأُرۡهِقُهُۥ صَعُودًا

Onu sarp bir yokuşa sardıracağım
Meal: Diyanet İşleri

إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ

Çünkü o, düşündü, ölçtü biçti
Meal: Diyanet İşleri

فَقُتِلَ كَيۡفَ قَدَّرَ

Canı çıkası, ne biçim ölçüp biçti
Meal: Diyanet İşleri

ثُمَّ قُتِلَ كَيۡفَ قَدَّرَ

Canı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti
Meal: Diyanet İşleri

ثُمَّ نَظَرَ

Sonra baktı
Meal: Diyanet İşleri

ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ

Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı
Meal: Diyanet İşleri

ثُمَّ أَدۡبَرَ وَٱسۡتَكۡبَرَ

Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı
Meal: Diyanet İşleri

فَقَالَ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرٞ يُؤۡثَرُ

Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi
Meal: Diyanet İşleri

إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا قَوۡلُ ٱلۡبَشَرِ

Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi
Meal: Diyanet İşleri

سَأُصۡلِيهِ سَقَرَ

İşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım
Meal: Diyanet İşleri

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا سَقَرُ

Yakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin
Meal: Diyanet İşleri

لَا تُبۡقِي وَلَا تَذَرُ

O, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer
Meal: Diyanet İşleri

لَوَّاحَةٞ لِّلۡبَشَرِ

İnsanın derisini kavurur
Meal: Diyanet İşleri

عَلَيۡهَا تِسۡعَةَ عَشَرَ

Orada ondokuz bekçi vardır
Meal: Diyanet İşleri

وَمَا جَعَلۡنَآ أَصۡحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَـٰٓئِكَةٗۖ وَمَا جَعَلۡنَا عِدَّتَهُمۡ إِلَّا فِتۡنَةٗ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ لِيَسۡتَيۡقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ وَيَزۡدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِيمَٰنٗا وَلَا يَرۡتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٞ وَٱلۡكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلٗاۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهۡدِي مَن يَشَآءُۚ وَمَا يَعۡلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَۚ وَمَا هِيَ إِلَّا ذِكۡرَىٰ لِلۡبَشَرِ

Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir
Meal: Diyanet İşleri

كَلَّا وَٱلۡقَمَرِ

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir
Meal: Diyanet İşleri

وَٱلَّيۡلِ إِذۡ أَدۡبَرَ

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir
Meal: Diyanet İşleri

وَٱلصُّبۡحِ إِذَآ أَسۡفَرَ

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir
Meal: Diyanet İşleri

إِنَّهَا لَإِحۡدَى ٱلۡكُبَرِ

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir
Meal: Diyanet İşleri

نَذِيرٗا لِّلۡبَشَرِ

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir
Meal: Diyanet İşleri

لِمَن شَآءَ مِنكُمۡ أَن يَتَقَدَّمَ أَوۡ يَتَأَخَّرَ

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir
Meal: Diyanet İşleri

كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡ رَهِينَةٌ

Herkes kazancına bağlı bir rehindir
Meal: Diyanet İşleri

إِلَّآ أَصۡحَٰبَ ٱلۡيَمِينِ

Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar
Meal: Diyanet İşleri

فِي جَنَّـٰتٖ يَتَسَآءَلُونَ

Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar
Meal: Diyanet İşleri

عَنِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ

Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar
Meal: Diyanet İşleri

مَا سَلَكَكُمۡ فِي سَقَرَ

Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar
Meal: Diyanet İşleri

قَالُواْ لَمۡ نَكُ مِنَ ٱلۡمُصَلِّينَ

Onlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik
Meal: Diyanet İşleri

وَلَمۡ نَكُ نُطۡعِمُ ٱلۡمِسۡكِينَ

Düşkün kimseyi doyurmuyorduk
Meal: Diyanet İşleri

وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلۡخَآئِضِينَ

Batıla dalanlarla biz de dalardık
Meal: Diyanet İşleri

وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ

Ceza gününü yalanlardık
Meal: Diyanet İşleri

حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلۡيَقِينُ

Ölüm bize o haldeyken geldi
Meal: Diyanet İşleri

فَمَا تَنفَعُهُمۡ شَفَٰعَةُ ٱلشَّـٰفِعِينَ

Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez
Meal: Diyanet İşleri

فَمَا لَهُمۡ عَنِ ٱلتَّذۡكِرَةِ مُعۡرِضِينَ

Öyleyken, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar
Meal: Diyanet İşleri

كَأَنَّهُمۡ حُمُرٞ مُّسۡتَنفِرَةٞ

Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler
Meal: Diyanet İşleri

فَرَّتۡ مِن قَسۡوَرَةِۭ

Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler
Meal: Diyanet İşleri

بَلۡ يُرِيدُ كُلُّ ٱمۡرِيٕٖ مِّنۡهُمۡ أَن يُؤۡتَىٰ صُحُفٗا مُّنَشَّرَةٗ

Hayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister
Meal: Diyanet İşleri

كَلَّاۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلۡأٓخِرَةَ

Hayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar
Meal: Diyanet İşleri

كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذۡكِرَةٞ

Hayır; şüphesiz bu Kuran bir öğüttür
Meal: Diyanet İşleri

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

Dileyen kimse öğüt alır
Meal: Diyanet İşleri

وَمَا يَذۡكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُۚ هُوَ أَهۡلُ ٱلتَّقۡوَىٰ وَأَهۡلُ ٱلۡمَغۡفِرَةِ

Allah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir
Meal: Diyanet İşleri

Arapça metin kaynağı:The Noble Qur'an Encyclopedia — Osmanî hat metni

Kaynak
Aracı kaynağın beyanı · Dağıtıcı: The Noble Qur'an Encyclopedia
Veri bütünlüğü
Dosyalar SHA-256 manifestinde kayıtlı (114 dosya)
Lisans
Lisans bilinmiyor: hak sahibi ve dağıtım şartları belirlenmedi. Yayına çıkmadan önce lisans incelemesi gereklidir.
İnceleme
İncelenmedi
Metin kimliği
Hat: Osmanî hat (Aracı kaynağın beyanı) · Ayet sayımı: Kûfe sayımı (Veriden çıkarım) · Rivayet: Hafs an Âsım (Veriden çıkarım)

Bu bilgiler verinin nereden geldiğini açıklar; metnin doğruluğu hakkında bir hüküm değildir.

Meal seçin

Karşılaştırmak için bir veya birden fazla meal seçin. Mealler anlamı aktarır; Kur'an'ın kendisi değildir.

Okuma ayarları

Görünüm

Basılı bir mushaf gibi kesintisiz Arapça metin.

Yazı boyutu

Arapça boyutu

3

Meal boyutu

3

Görünüm

Kâri

Tefsir

Tefsir kaynakları ilmî incelemededir ve tam atıfla eklenecektir.